SAGÜSAD - Sakarya Güzel Sanatlar Derneği E-Mail
  Anasayfa   Üyeler   Galeri   Etkinlikler   İletişim ve Adres
Doğa Fotoğrafçılığı
İnsanoğlu olarak günümüzde güvenli ve konforlu evlerimizde oturup rahatça gereksinimlerimizi karşılasak da bir canlı olarak kökenimizin doğadan geldiğini biliyorsunuz. Belki de bu yüzden içgüdüsel olarak doğa bizi çağırır. Doğada bulunan her türden canlı veya cansız nesneler, manzaralar bazen de tehlike ve macera isteği birçok insanda doğayla içice olma isteği yaratır. Fotoğraf sanatıyla ilgilenen kişiler de belki de bu yüzden sıklıkla doğada fotoğraf çekmeye çalışırlar. Çektiğiniz fotoğrafın güzelliği yanında, doğada fotoğraf çekmek ayrı bir zevki olan heyecanlı bir uğraştır.

Belki de doğada elinizdeki kıt olanaklarla sorunlara çözüm bularak güzel sonuçlar elde edebilirsiniz. Güneş tam tepedeyken ve keskin gölgeler oluştuğu zamanlarda makro fotoğrafı çekmek için kullanabileceğiniz bir örneği kısaca anlatalım. Tripodunuzu fotoğrafı çekilecek objenin örneğin bir çiçeğin üzerine koyun. Tripodun ayaklarına tutturduğunuz bir beyaz naylon torbayı çiçeğin üzerinde gölge yapacak ve güneş ışığının dağılmasını sağlayacak biçimde yerleştirin. Sonrasında ise bu uygun ışık altındaki çiçeğin fotoğrafını çekmek için sadece deklanşöre basmak yeterli olacaktır. (1)

Kullanılacak Malzemelerin Seçimi
Güzel bir fotoğraf çekmek için doğru ekipman seçimi bildiğiniz gibi ilk önemli aşamadır. Çekmeyi düşündüğünüz fotoğraf türüne göre film, lens ve aksesuar seçiminizi yapmalısınız.

Makine. Bir takvim veya poster fotoğrafı çekimi gibi çok yüksek kalitede fotoğraflar gereken durumlarda orta formatta makine kullanmalısınız. Fakat özellikle amatörler için 35 mm. film kullanan SLR makineler artık tek seçenek olmuştur. Her zaman geçerli olan kural burada da söz konusudur, güvenilir ve dayanıklı bir makineye doğa fotoğrafları çekerken daha çok gereksinim duyacaksınız. Doğa maceranız sırasında sıklıkla karşılaşacağınız aşırı sıcak veya soğuk, nemli hatta yağmurlu veya tozlu ortamlarda makineniz sorun çıkarmadan çalışmalıdır. Ayrıca bir ayarı iki üç aşamada düğmelere basarak yapabiliyorsanız bu makine doğa fotoğrafçılığına uygun değil demektir. Bunun için bir seçenek tanınmış bir markanın kaliteli ve güvenilir bir fotoğraf makinesi modelini kullanmak olabilir. Diğer bir seçenek de basit ve mekanik bir makine kullanmaktır. Bunun için Zenit veya özellikle Leica gibi üreticilerin eski modellerini kullanabilirsiniz. Bu konudaki bir diğer önerimiz de iki ayrı makine taşımanız olacak. Makinelerden birinde uzun odaklı bir lens veya değişik bir film türü kullanmanız durumunda, çekmeyi düşündüğünüz konuya göre hızlı bir biçimde film veya lens seçiminizi yapabilirsiniz.
Lensler. Doğa fotoğrafları çekerken kullanılacak lens konusuna tamamen ilgilendiğiniz konuya göre karar vermeniz gerekir. Balık gözü lenslerden odak uzunluğu çok fazla olan lenslere kadar her tür lens doğada kullanılabilir. Bu yüzden doğaya fotoğraf çekme amaçlı çıktığınızda makro fotoğrafı veya kuş fotoğrafı çekimi gibi belli bir planınız olmalıdır. Bu durumda belki de iki lensle yola çıkıp birçok zahmetten kurtulursunuz. Hangi lensin ne gibi fotoğrafların çekiminde kullanılacağını şöyle özetleyebiliriz. Makro fotoğrafları için kısa odak uzunluğunda geniş açılı lensleri, büyük hayvanların veya manzara fotoğrafı çekimlerinde ise orta odak uzunluğunda (35-100 mm) lensler kullanabilirsiniz. Kuşların veya vahşi hayvanların fotoğrafı için odak uzunluğu olabildiği kadar fazla olan (400-800 mm) lensleri kullanırsınız. Doğal olarak bu tip lensler ağırdır ve fotoğraflarınızı tripodla çekmeniz gereklidir. Birçok amaca uygun örneğin 35-350 mm odaklı ve maksimum diyafram açıklığı f2.8 olan lens türleri de vardır fakat bunlar çok pahalı ve ağır olduklarından genellikle tercih edilen iki ayrı lens kullanmaktır. (3)

Filmler. Film seçiminiz de yine çekmeyi düşündüğünüz konuya uygun olmalıdır. Genel olarak çoğu profesyonel veya ciddi amatör doğa fotoğrafları çekerken 50 veya 100 ISO diyapozitif film kullanmaktadır. Bu tip filmlerde renkler daha doygundur ve ayrıntılar daha iyi görülür. Fakat kart baskısı gerekiyorsa, renkli veya siyah-beyaz negatif film de kullanabilirsiniz. Film markası seçimi genellikle deneyimlere dayanan bir iştir. Bunun için daha önce kullanan kişilere sorarak ya da daha önce çekilmiş fotoğrafları görerek karar verebilirsiniz. Zaman geçtikçe sizin de film konusunda deneyiminiz arttıkça kendi seçimlerinizi yapacaksınız. Hızlı bir biçimde hareket eden objelerin fotoğrafını çekmek için ise 200 veya 400 ISO film kullanmalısınız. Daha hızlı filmler grenler de çok büyüyeceğinden doğa fotoğraflarında nadiren kullanılır. (4)

Aksesuarlar. Evet sıra aksesuarlara geldi. Doğada bir fotoğrafçı olarak size en gerekli aksesuar ağır ve çok işlevli bir tripoddur. Net ve kusursuz kompozisyonlu fotoğraflar istiyorsanız tripodunuzu olabildiği kadar sık kullanmalısınız. Filtre olarak özellikle nötral dansite (ND) degrade, polarize ve 81 serisi renkleri sıcaklaştırıcı filtreler sürekli yanınızda olmalıdır. ND degrade filtre özellikle gökyüzünden kaynaklanan parlak ışığı azaltmakta kullanılır. Polarize filtreler sudan veya gökyüzünden yansıyan ışığı belli bir açı içinde engeller, böylece güzel şelale veya deniz fotoğrafları çekebilirsiniz. Polarize filtreler ayrıca gökyüzünün mavi rengini koyulaştırarak güzel bir etki yaratacaktır. 81 serisi filtreler hafif turuncu ışık geçirgenlikleri nedeniyle gökyüzünden kaynaklanan mavi rengin filmdeki etkisini engelleyerek renklerin film üzerinde daha doğal görünmesini sağlarlar. Bunların yanında çok gerekli olmasa da deklanşör için kablolu kumanda, aksesuar flaş ve reflektör gibi araçları da yanınızda taşıyabilirsiniz.

Yazı aşağıda devam ediyor...
Yazının devamı

Genel Kurallar ve Kompozisyonun Oluşturulması
Genel olarak düşündüğümüzde güzel bir fotoğrafı, sıradan ve aceleyle çekilmiş bir fotoğraftan ayıran en önemli özelliklerden belki de ilki iyi bir kompozisyondur. Yani bir fotoğraf çekerken kompozisyonun öğelerini doğru bir biçimde yerleştirdiğinizde ilk adımı atmış olursunuz.

Kompozisyonu oluşturmakta kullanacağınız öğelerin doğada çok sayıda örneği vardır. Bunlar çizgiler, dokular, yinelemeler ve perspektif gibi araçlardır. Bunlar fotoğraflarınıza canlılık, denge ve kontrast sağlar. Bazen bir doku veya yineleyen biçimler güzel bir fotoğrafın tamamını oluşturabilir.

Çizgiler belki de doğada en sık gördüğümüz kompozisyon öğesidir. Etkili bir biçimde kullanıldığında çizgiler, gözlerimizle fotoğrafın üzerinde takip edilerek fotoğrafa anlam katar. Üç türlü çizgi vardır; yatay, dikey ve diyagonal. Bunlar fotoğraf içinde duruma göre enerji ve devinim yaratırlar. Yatay çizgiler fotoğrafta izleyenlerde durağanlık ve pastoral duygulanımı yaratırlar. Boş alanlar, tepelerin üst sınırı, göller, ırmaklar ve deniz manzaralarında yatay çizgiler oluşacaktır. Doğa fotoğraflarında en sık görülen yatay çizgi ise ufuk çizgisidir. Eğer kesintiye uğramamışsa ufuk çizgisi fotoğrafta oldukça durağan bir etki yaratacaktır. Diğer objeler, örneğin dağlar veya ağaçlar ufuk çizgisini keserse daha güzel bir görsel etki oluşacaktır. Ufuk çizgisini simetri yaratmak istemiyorsanız tam ortaya yerleştirmeyin, üçler kuralını anımsarsak alt veya üst 1/3 üzerinde olması iyi bir etki yaratacaktır. Uzun yatay çizgiler olan manzaralarda fotoğraf çekerken yatay kadrajı tercih etmelisiniz. Dikey çizgiler ise fotoğrafınıza güç duygusu yerleştirir ve görsel güzelliğini artırır. Doğa fotoğraflarında ağaç gövdeleri, çiçek dalları veya uzun otlar dikey çizgiler yaratırlar. Eğer dikkati obje üzerinden uzaklaştırmıyorsa dikey çizgileri fotoğrafınıza dahil etmeye çalışın. Diyagonal çizgiler fotoğraflarınıza diğer çizgi türlerine göre daha fazla enerji ve devinim kazandırırlar. Bu çizgiler fotoğraf üzerinde izleyicilerin gözlerini bir yöne doğru yönlendirirler. Diyagonal çizgileri dağ veya tepe yamaçları, ağaçların dalları veya ormanda yapraklar arasından sızan ışık ışınları yaratabilir. Özellikle makro fotoğraf çekerken bir dikey çizgiyi makinenizin açısını değiştirerek diyagonal çizgiye dönüştürülebilir ve böylece daha etkili bir sonuç yaratabilirsiniz.

Fotoğrafınızda renkler, biçimler veya çizgilerin kendilerini yinelediği durumlarda bir doku oluşacaktır. Yere düşmüş yapraklar, otlar arasında rasgele olarak dağılmış çiçekler veya bir yamaçtaki ağaçların yarattığı görüntüler buna örnek olabilir. Doku etkisi yaratabilmek için yeteri kadar sayıda tekrarlama olmalıdır. Suyun yarattığı dalgalar nedeniyle kıvrımlı olarak kurumuş çamur, ağaçların kabukları veya yeşil otlar fotoğraflarda bir desen görünümü yaratırlar. Bu tip bir görünümün fotoğrafını çekmek için ortamda oblik olarak yandan gelen ve yeteri kadar kontrast yaratan bir ışık gereklidir.

Perspektif, fotoğrafta derinliğin bir göstergesidir. Fotoğrafınızda yukarıda anlattığımız elemanları kullanım biçiminize göre perspektifi artırabilirsiniz. Geniş açılı lensler perspektif etkisini artırır, dar açılı olanlar ise azaltır. Perspektifi vurgulamak isterseniz lensinizin odak uzunluğunu düşürün, objenizi ön plana yerleştirin ve makinenizi aşağıdan yukarıya doğru biraz açılı konumlandırın.

Kompozisyonlarınızda yukarıdaki elemanları kullandıkça daha rahatlıkla güzel fotoğraflar çekeceksiniz. Fotoğrafçılıkta yeniyseniz anlattığımız elemanları ayrı olarak düşünerek deneme fotoğrafları çekin, giderek kompozisyon konusunda daha ustalaştığınızı göreceksiniz. Böylece bir fotoğrafçı olarak doğaya baktığınızda, çizgiler, dokular, desenler ve perspektif etkisi yaratabilecek öğeleri rahatça göreceksiniz. (2)

Yazı aşağıda devam ediyor...
Yazının devamı

Doğa Fotoğrafçılığında Işığı Tanımak Önemlidir
Bir fotoğrafçı, doğada ışığın yarattığı değişik görüntüleri farkeder ve işini yaparken bunlardan ilham alır. Zaten fotoğraf çekerken zorluk yaşayanlar genellikle ışığın ve filmin doğasını bilmeyenlerdir.

Işık bazen birbirine geçmiş dört özellikle tanımlanabilir. Bunlar yoğunluk, yön, renk ve dağınıklık olarak sıralanır. Beşinci bir özellik kontrast, doğrudan ışığa ait bir özellik değildir fakat yukarıdaki dört özellik tarafından etkilenir ve fotoğraflar çekimi sırasında dikkat etmemiz gereken bir konudur.

Işığın yoğunluğuna parlaklık da diyebiliriz. Bu fotoğrafçının çekim sırasında en az değiştirebileceği bir özelliktir. Karşımıza çıkan değişik ışık koşullarında kullandığınız filme bağlı olarak enstantane ve diyafram ayarları konusunda tamamen özgür olamayacağımız için her istediğimiz zaman alan derinliği oluşturmak, hareket etkisi yaratmak vs. olanaklı olmayacaktır. Bu sorunu çözmek için bir yol olarak görülebilecek reflektörler veya doğal olmayan ışık kaynakları ise ortamdaki ışığın doğallığını bozarak sorunu tam olarak çözmeyecektir. Bununla birlikte ışığın yönü çoğunlukla fotoğrafçının kontrolü altındadır. Objenizin özelliklerini vurgulamak için ışığın yönünü fotoğraf çektiğiniz yönü değiştirerek ayarlayabilirsiniz. Sabahın erken saatlerinde veya güneş batarken oluşan yandan gelen ışık objenin biçimi ve dokular üzerindeki girintileri daha belirgin yapacaktır. Işığın renk değeri yine en kolaylıkla kontrol edebileceğiniz fakat oldukça az bilinen ve yanlışlıklar yapılan bir konudur. Bunun en önemli nedeni renkleri insan gözü ve beyninin, filmlerle aynı biçimde görmemesidir. Örneğin bir gün batımı zamanında insan gözüne gökyüzü tamamen turuncu fakat yeşil ağaçlar kendi rengine yakın görülür. Fakat film ağaçların rengini turuncu olarak kaydedecektir. Diğer bir örnek de açık bir gökyüzü ve parlak bir güneş ışığı varken gölgede kalan objelerin rengi gökyüzünden yansıyan ışıklar nedeniyle film tarafından üzerlerinde mavi bir tonda kaydedilmesidir. Bu hata doğal olarak bulutlarla kaplı bir gökyüzü varsa oluşmayacaktır. Bu anlattığımız ikinci hatayı düzeltmek için sıcaklaştırıcı filtreler örneğin 81A kullanmalısınız. Böyle örnekler görerek insan gözünün ve filmin renkleri algılamasındaki farklılıkları öğrendikçe daha doğru renkte fotoğraflar çekeceksiniz.

Son olarak fotoğraf çekilecek konu üzerinde ışık düzgün dağılmış (diffüz) veya sert olabilir. Bu özellik ışık kaynağının büyüklüğü ile ilgilidir. Güneş, çok uzakta olduğundan nokta biçiminde görülen bir ışık kaynağıdır ve güneş ışığı özellikle dünyaya ışıklarının dik geldiği öğle saatlerinde sert ışıklar ve keskin gölgeler yaratır. Böyle bir ışıkta kontrast çok fazladır ve amacınız kontrastı yüksek bir fotoğraf çekmek değilse bu sorun yaratacaktır. İnsan gözü aydınlık ve karanlık bölgelere bakarken irisin açılması ve kapanmasıyla değişen ışık koşullarına rahatlıkla uyum sağlar. Filmlerin çoğu hatta dijital sensörler bir alanda yapılan ışık ölçümleri sırasında aydınlık ve karanlık alanlarda bulunan 6 kademeden fazla farklılıkları gözle göründüğü gibi kaydetmeyecektir. Filmlerin teknik özellikleri nedeniyle kontrastı yüksek bir ışık yerine dağınık bir ışık daha iyi sonuçlar verecektir. Böyle bir ışık kaynağı, yüksek bulutlarla tamamen kaplı olan gökyüzü tarafından yaratılabilir.

Evet yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız sorunlar yüzünden iyi ışıklandırması olan bir fotoğraf çekebilmek için kendimizi filmin ışıkları kaydettiği biçimde görmeye alıştırmalıyız. Bunu başardığınız zaman fotoğrafçılıkta önemli bir aşamayı geçmiş olacaksınız. (5,6)

Bazı Püf Noktaları
  1. Kadrajınızı tam olarak doldurun, fotoğrafınızda hiçbir ölü boşluk olmamalıdır.
  2. Bir hayvanın fotoğrafını çekecekseniz gözleri kesinlikle net olmalıdır.
  3. Hareketli bir hayvan gördüyseniz, fotoğraf makinenizi aynı yönde hareket ettirerek pan fotoğrafı çekebilirsiniz. Böylece arka planda hareket yüzünden bulanıklık ve çizgiler oluşacaktır. Bu yöntem zor olmakla beraber çok etkileyici bir fotoğraf türüdür. Hareketi gördüğünüz her anda fotoğrafınızda da göstermeye çalışın.
  4. Arka planda eğer fotoğrafınıza bir anlam katmıyorsa veya göze batıyorsa, hiçbir insan yapısı obje, direk, yol veya çöp görülmemelidir.
  5. Vahşi hayvanların fotoğraflarını çekecekseniz dikkatlerini çekmemek için yavaş hareket etmelisiniz, hatta askerlerin veya avcıların giydiği gibi kamuflaj kıyafetleri işe yarayabilir. Önce sessizce fazla dikkat çekmeyecek bir yere yerleşin, sonra hayvanlar yaklaştıkça fotoğraf çekmeye başlayın.
  6. Objeyi, eğer fotoğrafın anlatım gücünü artırmıyorsa kesinlikle merkeze yerleştirmeyin.
  7. Fotoğraf makineniz SLR tipindeyse, içindeki aynanın fotoğraf çekerken açılıp kapanması küçük titreşimlere neden olarak netliği bozacaktır. Bunu engellemek için bu sırada elinizle tripodunuzun üzerine baskı uygulayın ya da uygun koşullarda zamanlayıcı (timer) işlevini kullanın.
  8. Işığın yetersiz olduğu durumlarda veya ters ışık durumlarında dolgu flaşı (fill flash) tekniğini kullanabilirsiniz. Bunun için olabilecek en düşük flaş ışığı şiddetini tercih etmelisiniz.
Uyarılar
Belki de ilk söz etmemiz gereken konu giyiminiz ve kendinizi korumanız olmalı. Başınızda sıcak veya soğuktan koruyacak uygun bir şapka takmanız ve hava durumuna uygun giyinmeniz önemlidir. Hava sıcak bile olsa, özellikle çalıların çok bulunduğu yerlerde fotoğraf çekecekseniz uzun kollu gömlek ve paçası çok geniş olmayan uzun bir pantolon giymelisiniz. Özellikle kış koşullarında pamuklu yerine yünlü kıyafetler giyinmeniz kesinlikle sizi daha sıcak tutacaktır. Ayakkabınızın altında ise çamurda veya buzda kaymanızı engelleyecek biçimde büyük kauçuk dişler olmalıdır. Unutmayın bazen doğa acımasızdır ve basit bir hatayla ciddi bir biçimde yaralanmanız olasılığı her zaman söz konusudur.

Özellikle aşırı soğuk veya sıcak zamanlarda hayvanları yormayın, özellikle küçük hayvanlar için enerji çok önemlidir. Hayvanların güvenliği bir fotoğraftan önemlidir, fotoğraf çekerken bir hayvanın yaşamı tehlikeye giriyorsa bundan vazgeçin. Hayvanları köşeye sıkıştırmayın, kaçacak bir yer mutlaka bırakın. Yavaş hareket edin ve göz göze gelmekten kaçının. Özellikle büyük hayvanların fotoğrafını çekerken her an kaçabilmek için uyanık olun, örneğin aracınıza veya tırmanabileceğiniz bir ağaca yakın bulunun.

Öncelikli olarak doğada en önemli kural zarar vermemek olmalıdır, hiçbir bitki veya hayvan hatta böcekler sizin fotoğraf çekme işleminiz sırasında zarar görmemelidir.

Derleyen: Serdar Sarı
Kaynaklar
1. http://users.adelphia.net
2. http://www.wildthingsphoto.com
3. http://www.photo.net
4. http://www.apogeephoto.com
5. http://users.adelphia.net
6. http://www.photo.net
 
İnsanoğlu olarak günümüzde güvenli ve konforlu evlerimizde oturup rahatça gereksinimlerimizi karşılasak da bir canlı olarak kökenimizin doğadan geldiğini biliyorsunuz. Belki de bu yüzden içgüdüsel olarak doğa bizi çağırır. Doğada bulunan her türden canlı veya cansız nesneler, manzaralar bazen de tehlike ve macera isteği birçok insanda doğayla içice olma isteği yaratır.