|
BAYRAM İNCE ŞİİRLER
| SERÇE
Nedir ki
serçenin canı?...
Bir küçücük kuş;
uçar, gider.
BEYİN SALATA
Şu beyin denen şeyi
hiç mi, hiç sevemedim;
limon sıktım üstüne,
tuz, kimyon, kekik
yok, yok sevemedim.
Sirkelisini bile
ve
turp sıktım üstüne.
GİRDAP
Adam girdabın ortasında
boğuldu boğulacak;
uzatıyorsun elini
itiyor elini.
Adam yangın yangın yanıyor;
bir kova su
vuruyor tekmeyi.
Adam kıblesini şaşırmış;
bir pusula
dönüyor sırtını.
Adam bas bas bağırıyor;
çözüm?...
O bir bilmece.
Önünü göremiyor adam, ama;
adam, adama asa uzatıyor;
O da ama.
AVANAK AYNASI
Gün batarken işte,
doluşuruk oğul uşak;
geçeriz avanak aynasının karşısına,
Kış geceleri uzun mu uzun;
dalarım çokçası,
dilimde Yunus.
"Gah çıkarım gökyüzüne,
gah inerim yeryüzüne;
bir dem beşarette kalır,
hoş bağ ile bostan olurum."
Yine avanak aynası, hep aynı yüzler;
kimi asık suratlı, kimisi güleç,
çokçası kelli felli, cepleri dopdolu belli,
kimi, terini siler,
kimi, kürsüye vurur, bas bas bağırır,
gün ışır, soba soğur.
Avanak aynası, bir kuzu fırında
bir araba, süper,
bir köşk ya da yalı
ve huriler; huriler döner,
selvi boylu,
ben diyeyim çıplak,
sen de, yarı çıplak.
Çalışsan ne,
emekli olsan ne,
süper olsan ne yazar...
Karşında avanak aynası
ye memet....yeee!...
Uçaklar,
ver elini Paris, Rio, Marmaris,
sayarlar,
sayarlar, bilgisayarlar.
Bakarsın, acaba
olur'a;
insan sayanı,
insan sayanı da var mı? diye.
Avanak aynası, bir çoşku, bir çoşku
vurur davullar,
çalar, zurnalar.
Ve vururlar insanları,
tararlar insanları.
Karıncalar ne yer,
ne içer...
BENLİĞİM
Okyanuslardayım;
belki de Akdeniz'de,
Marmara'dayım.
Ya da
bir deredeyim;
ben küçücük bir balık
bu dere benim.
|
DAMLA
Bir damla içine dürülmüş
uyumuş kalmışım,
bir damlada
rüyalara dalmışım.
Damlaca yassılmışım
kaygan bir düzeyde,
damlaya sarılı
yuvarlanmış, yuvarlanmış, yuvarlanmışım.
Bu damla sardıkça sarıyor beni;
damla dalgalanıyor,
ben dalgalanıyorum,
damla, dalgalarında düşe dalıyor,
ben dalıyorum,
damla uyuyor,
ben uyuyorum.
İkiz kaderli bir yapıtız biz
damla ve ben.
damlanın sardığınca sarılıyor
damlaya dürülüyorum.
KISIR DÖNGÜ
Uçuşur, uçuşur arılar
bal toplar çiçek çiçek
habire bal.
Karıncalar taşır durur,
neyi?....nereye?...
Ateşim yükselmeye görsün bir kez,
çöker üstüme tabanında fil,
biçer, biçerim anıları,
bir düzlük; avuç içi.
Yuva yapar kuşlar beynimde,
döner dururum kapısızlığa,
bitmeyen bir kış,
ya da yaz,
kocaman olur ellerim,
dilim kocaman.
İnadına bir çağrışım
nerede?....nerede?...
çıkışı bunun.
EMEK
Kaça gider dersiniz
el emeği?...
Kaça gider acep
göz nuru?...
Ölçüsü yok, tartısı yok bir değer,
aşk gibi.
Bir ağız kefe,
bir burun ibredir terazisine,
arşınına, metresine.
Artıları el altı,
artıları cep cep.
Kaldığınca kazancımız,
verildiğince aşımız.
Biçare emek,
bi-çare göz nuru.
SINIR
Sınırı aşmışız,
kendi halinde dönerken Dünya
altına çomak sokmuşuz.
Adamın ağzında dil var ya dil,
adamın kafası var ya, beyni var ya
oturmuş
bir dil sövüş,
bir beyin salata.
Sınırı aşmışız işte öylesine,
bir hücre
ve kafes kafes demir.
HUKUKİ İŞLER
Hak yemedik,
yalamadık kimsenin yalağını;
banka, borsa, karaborsa,
dolar-döviz,
nedir ki o, hiç bilemedik.
Türküler çığırdık:
"El'ler el'ler, ah bizim el'ler"
sevilesi el'ler el'ler,
kırılası el'ler el'ler,
cep cep gezen el'ler el'ler.
Türkü düzdük üşte böylesine,
sandık-borsa, sandık-borsa.
Orak, tırpan biçseler de
kalanıyla, kalanımızla
yaşadık öylesine.
Pusudan çıkıverdiler birden,
oğul-uşak, yeğen-meğen,
kralları, prensleri,
banka, borsa, döviz derken
adam yerine koydular;
bir gecede, bir anda
soydular bizi.
Adamdan saydılar,
soydular bizi.
|
|
|

Bayram İnce, 1928 yılında Adana'nın Çağşırlı köyünde doğdu. Üç yaşlarında iken ailesi Adana'ya göç etti. Şiirle ortaokul yıllarında tanıştı. İlk şiiri, 1962 yılında Yeditepe Sanat Dergisi'de çıktı. Sonraları çalıştığı çeşitli taşra şehirlerinde dergi ve gazetelerde şiirleri yayınlandı. Adapazarı'nda Valilik ve Belediye'nin çıkardığı kitaplarda çeşitli şiirleri yayınlandı.
Bayram İnce'nin ilk şiir kitabı Gerçek Sanat Yayınları tarafından "Dağda Bir Dal" adında yayınlanmıştır. Yanda bu kitaptan seçme şiirler okuyacaksınız.
|