SAGÜSAD - Sakarya Güzel Sanatlar Derneği E-Mail
  Anasayfa   Üyeler   Galeri   Etkinlikler   İletişim ve Adres
Plastik Sanatların Aaltın Bileşenleri: Oran, Kesim ve Orantı
Bir plastik sanat eserinin analizinde konu, yerleşim, kadraj, uyum, ışık-gölge ve renk dengesi, derinlik, tema etki... hepsi önemli öğelerdir. Fakat tümünün bir arada ve ahenkli görünmesinin Rönesans'tan bu yana yaşanan tüm sanat akımlarında karşımıza çıkan bir formülü de var.

Usta sanatçılar, büyük düşünürler yıllarını bu formülü araştırmaya geliştirmeye vermişler ve bir ortak bileşen üstünde uzlaşmışlardır. 21. yüzyılın elektronik araç-gereçleriyle yapılan bilimsel araştırmalarda da karşımıza doğanın ilahi gücünde gizlenen bu formül çıkıyor. Birbirinden taban tabana zıt görünen iki doğal varlığın karşılaştırmalı genetik analizlerinde, fiziki ve biyolojik olarak yapılan tespitlerde bu ortak nokta hep karşımıza çıkıyor. Matematik ve geometri ile aranız nasıl, bilmiyorum. Ama plastik sanatlarla ilgiliyseniz bu konunun ilginizi çekeceğini umuyorum.

Ortaçağın filozof ve sanatçıları insan yapısının düzeninde, bitkilerin ve varlıkların gelişmesinde ilahi mistik bir ölçünün var olduğuna inanarak arayışa girmişlerdir. 15. yüzyılda yaşayan, bu mistik ölçünün somutluğuna, kainatın ölçülü, düzenli yaratıldığına inanan bilgin Paionelli'nin İlahi Oran (Proportio Divin) yapıtıyla ve "Orantısız hiçbir sanat eseri yoktur" sözleriyle çağın sanatçıları bu sihirli oranı, ölçüyü araştırmaya, uygulamaya başlamışlardır. ORAN, bir uzunluğun veya alanın eşit olmayan fakat birbirine uyumlu, ahenkli iki parçaya ayrılmasından ve büyüğün küçüğe bölünmesiyle ortaya çıkan sabit değerdir.

Mimari, heykel, resim başta olmak üzere plastik sanatların her dalında kullanılan 1,618 değeri, canlı varlıkların düzenli gelişmelerinin zaman ve uzunluk farklarının birbirine orantılandırılmasından bulunmuştur. Plastik sanatlarda ölçü birimi olarak bu 1,618 değeri seçilmiştir ve kompozisyonun vazgeçilmez plastik öğelerinden biridir.

ORAN bir konunun kompozisyonunun ister klasik ister soyut olsun kurulmasında, düzeninde, sisteminde büyük rol oynar. Büyük düşünür Dante "Doğa Tanrı'nın bir eseri, sanatıdır" der. Sanatçılar bu düzenli ölçülü gelişmeye "İlahi Oran - Proporsiyon Divin" demişler, işlemlerinde "Altın Bölüm - Seksiyon Dor" "Altın Sayı - Nombr Dor" sözcüklerini kullanmışlardır. Leonardo, Dürer gibi düşünür sanatçılar, ressamlar insan vücudu ve yüz kesitleri arasındaki farkı inceleyerek, orantılayarak altın oran hakkında birçok şemalar çizerek varlığını ispatlamışlardır. Kabuklu deniz hayvanlarının, bitkilerin bu ilahı oran ölçü ve düzenine -değişmez kanuna- göre gelişmekte olduğunu bildirmişlerdir.

Altın Oran Nasıl Bulunur?
Altın oran beş köşeli yıldızın kenarlarının birbirine orantılandırılmasından esinlenerek formüle edilmiştir. Bu sonuç geometrici Pisagor'a düzgün beşgen pentagon içinde beş uçlu bir yıldızın çizilmesi ve bu iki biçimin kenarlarının birbirlerine orantısı esnasında meydana gelen oran değerlerinin (altın bölüm, altın kesit) aynı olduğunu, 0,618 değerini taşıdığı görülmüştür.

Geometrik olarak bu düzgün beşgen pentagonun içine çizilen beş uçlu yıldızın kendi kenar doğrularının orantılanmasından matematiksel 1,618 değerini taşıdığı görülmüştür. İşte bir noktadan bölünen bir doğrunun eşit olmayan iki parçası arasındaki orantılardan ve kendisiyle orantıdan çıkan 1,618 sayı değeri altın oran ölçü birimi (altın kesir) olmuştur.

Altın oran ölçü değerleri aynı zamanda 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, ... gibi doğal sayılarla bir yakınlık taşırlar. Bu sayılarda bir sayı kendinden önce gelen iki sayının toplamına eşit olarak 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, ... değerleriyle "değişmez oran" niteliğini taşırlar ve gittikçe ürerler.

Orantı, daima bir büyük ile komşu küçük uzunluk sayıları arasında kullanılır ve altın kesir sayısı olan 1,618 bulunur.

Orantı ters kurulduğunda ise çıkan sayı 0,618 olacaktır.

Yazı aşağıda devam ediyor...
Yazının devamı

Tüm bu kesirler bir tuval hazırlamada bize büyük kolaylık sağlayacaktır. Örneğin, tuvalimizi altın oranda hazırlamak istediğimizde, kısa kenarı 21 santimetre olan bir şasenin uzun kenarı 34 santimetre olmalıdır. Kısacası göze hoş gelen bir tuval için uzun kenar 1000 birim ise kısa kenar 618 birim olarak seçilmelidir. Leonardo da Vinci bu orana "ilahi bölüm" adını vermiştir. Birbirini takip eden bu sayılara Lame veya Fibonacci seri sayıları denir. İlginçtir, vahşi doğadaki bitki ve kabuklu canlılar bu sayı sistemine göre oranlı gelişirler.

Fibonacci seri sayı dizisinin geometrik esasını KARE oluşturur. Kare yardımıyla bir altın dikdörtgen elde edilebilir. Bu altın dikdörtgenin altın kesim noktaları, altın bölümleri bulunabilir.

ABCD karesinin DC kenarı üzerindeki orta noktası olan O'dan B noktasına bir doğru çizilir. Bulunan OB doğrusu, ABCD karesinin rabıtmanıdır. OB rabıtmanı, O noktası sabit kalacak şekilde DC doğrultusuna doğru yatırılır. Bulunan yeni noktaya R dersek ve R'den yukarıya bir dikme çıkarsak bu dikme ile AB doğrusu kendi doğ-rultusunda uzatıldığında kesişme noktası olan K bulunur. Elde edilen AKRD dikdörtgeni bir altın dikdörtgendir. AKRD dikdörtgen alanının ABCD kare alanına olan oranı da altın değer olan 1,618'i verir.

Aynı zamanda C noktası da DR doğrusunun altın kesim noktasıdır. ABCD karesini kopyalayarak AKRD dikdörtgenine sağdan hizaladığımız zaman iç içe geçmiş iki kare görünümü elde ederiz. Burada elde edilen D1 noktası da DR doğrusunun bir diğer altın kesim noktasını işaret eder. AD dik kenarının iki altın kesim noktaları olan E ve F noktalarını bulmak artık çok kolaydır. AR köşegen doğrusunun BC ve A1D1 dikey doğrularını kestiği noktalardan geçen EE1 ve FF1 yatay doğrularının AD dikey doğrusunu kestiği noktalar AD doğrusunun altın kesim noktalarıdır.

Etki Noktası ve İşlevi
Etki (dizonans) noktası bir plastik sanat eserinin izleyiciyi çekim noktalarıdır. Etki noktaları, yine köşelerden çıkan doğruların altın dikdörtgenin köşegenlerini 90 derece açı ile kestiği noktalardır. Bir resimde kompozisyon kurulurken etki noktaları odak noktası olarak değer kazanırlar. Birincil, ikincil objeler, bu noktalara yerleştirilir. Böylece izleyicinin resime bu noktalardan girmesi sağlanır.

Bu aşamaya gelene dek bulunan noktalar birbirleri ile altın oranlara bağlı kalarak ilintilendiğinde karşımıza çıkan çizgesel örgü yapılacak resmin direksiyonlarını gösterir. Bu örgü eğik çizgilerle de zenginleştirilebilir. Unutulmaması gereken, her bir çizgi ve noktanın altın oran değerleri ile bulunmuş olmasıdır.

Bir kompozisyonun dikdörtgen tuval içindeki güzelliği, mükemmelliği altın orantılı ve dengeli kuruluşuyla değerlenir. Konu çizgesel örgü ile ne denli uyumlu olursa, resim o denli değer kazanır.

Hazırlayan: Orhan TAYMAZ
 
Usta sanatçılar, büyük düşünürler yıllarını bu formülü araştırmaya geliştirmeye vermişler ve bir ortak bileşen üstünde uzlaşmışlardır. Birbirinden taban tabana zıt görünen iki doğal varlığın karşılaştırmalı genetik analizlerinde, fiziki ve biyolojik olarak yapılan tespitlerde bu ortak nokta hep karşımıza çıkıyor.