Huriye Saraç SAGÜSAD’ın Konuğu
"Hani bir bitki vardır, ne çiçek ne ot... Kurutulur, ufalanır, etimize, aşımıza, kuruyemişimize, turşumuza girer... Çiçekler topluluğundaki mutlu azınlığa benzemez... Su, gübre, çapa, tarla gibi özel bakımlara gerek duymaz... Çiğdem, kır menekşesi, lale gibi yılın belli aylarında görünüp kaybolanlarından değildir. Tarihsel bir olgu ile her yerde, hep vardır. O kişiliği bozulmamış, gecekondulaşmamış Türk köylüsüne benzer. Adı 'KEKİK'tir... İşte ben de Köy Enstitülerinin oluşumundaki 'kekik'lerden biriyim..."
Huriye Saraç (Benisa)
Köy Enstitülü öğretmen, yazar Huriye Saraç ya da babasının kendisine seslendiği ve öz yaşam öyküsündeki adla Benisa, Sagüsad’ın konuğu olarak Adapazarı'na geldi. 23 Aralık Salı günü Söğütlü Utrecht İlköğretim Okulu, çarşamba ENKA Okulları, perşembe öğleden sonra Şahin İlköğretim Okulu ve perşembe akşamı da Sagüsad’ın konuğu oldu, söyleşiler yaptı, kitaplarını imzaladı.
Özel Şahin İlköğretim Okulu’ndaki söyleşi, 2 Ocak 2009 Cuma günü saat 18.00–20.00 arası SRT'de, her 15 günde bir sunulan "Eğitim ve Yaşam" programında yayımlandı. İşte 7. Sınıf Öğrencisi Naz GÜLER'in Huriye SARAÇ'a yazdığı mektup:
HAYATIN GERÇEK YÜZÜ
Ben bugün yaşamın gerçek yüzünü öğrendim. Yaşamda acı tatlı her şeyin yaşanabileceğini ve bunlardan ders almamız gerektiğini anladım. Huriye Saraç bana yaşamı tanıttı. Onu dinlerken o eski zamanları yaşama fırsatı buldum. Onun gözlerine baktığım zaman anlıyordum ki o da eski zamanlarını bizimle birlikte tekrar yaşıyordu.
 İlk kez karşılaşmama rağmen Huriye Hanım’ı kırk yıldır tanıyor gibiyim. Ona o kadar saygı duyuyorum ki… Çünkü o bu saygıyı fazlasıyla hak ediyor. Hiç yılmamış, direnmiş, azmetmiş ve sonunda başarmış. Bence Huriye Hanım, kadınların hiçbir şey başaramayacağını düşünenlere en büyük örnektir. Yalnız böyle düşünmeyenler unutmasınlar ki bizim yüce kadınlarımız her yerde erkeklere en büyük yardımda bulunanlar olmuşlardır.
Huriye Hanım, büyük bir yazar, öğretmen ve Türk tarihi açısından önemli bir kadındır. O, bana hayattaki en büyük örneklerden biri oldu. Onu dinlerken hissettiklerimi ne kelimeler anlatabilir ne de bu kalem yazabilir. Ama şunu söylemeliyim ki o an hem çok mutlu hem heyecanlı hem de çok üzgündüm. İşte ben bunların hepsini bir arada hissediyordum. Onunla konuşurken o yumuşacık ve hoş sesi insana güven veriyordu.
Ben, bugünün tarihini hiç unutmamak üzere aklıma yazdım. Artık ben de onun sayısız ve onu çok seven öğrencilerinden biriyim. Bunun mutluluğunu taşıyorum. Ben, bana bu duyguları hissettiren, en güç olaylara dayanan, Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden olan Huriye Saraç’ı kendime örnek olarak alıyorum. Bu yolda yürürken başarılı olacağıma inanıyorum.
Naz Güler
"Afyon, Emirdağ`ının Aslanlı köyünde 1930`da doğmuş. En büyüğü on yaşını geçmeyen anasız, üçü erkek, ikisi kız beş kardeşten biri. Romanları aratmayan üvey analar elinde, aralarına katılan iki yeni kardeşle birlikte büyümüş. 1940`lı yılların kırsalında, ağanın, beyin saltanat sürdüğü; kıracın, yoksuluğun, cehaletin yol kestiği; genç Cumhuriyet`in köylere ulaşma atılımlarını, umudu ve karamsarlığı iç içe yaşadığı yıllarda Çifteler Köy Enstitüsü`nü bitirmiş...…Huriye hanıma, “Anadolu” diyorum ben. Temiz yürekliliği, özgeciliğini ve suskunluğunu anıt gibi diken bir Nuri İyem portresi o!… Huriye Saraç, çağrılara gitmeli, sevgi ve saygı görmeli, öğrencilere seslenmeli, yeni kitaplara hazırlık yapmalı. Cengiz Aytmatov’u olmalı bu ülkenin. Bunu hak ediyor… Çektirilenlerin karşılığını bu toplum sevgisiyle, dostluk çemberiyle yaşarken vermeli ona. Sizler veriyorsunuz işte… yaşam soluğunu okurlarından dostlarından alıyor…”
Yetkin Aröz
***
"O yıllarda bütün yoksulluğumuza, zorluklarımıza karşın başımız yukardaydı, onurluyduk, geleceğe adanmış günlerimiz önümüzde uzanıyordu. Bütün zorlukları aşacak ve çağdaş uygarlığa ulaşacaktık. Atatürk'ün öğretmenleriydi öğretmenlerimiz. Adanmış öğretmenlerdi onlar. Sevgiyle, onurla gönül borcuyla anıyorum. Kadınlı erkekli parasız yatılı okullarda eğitildik. Bizi de öyle yetiştirdiler. 1941'in başında, o zor yıllarda köyümüzde okul açılmasaydı, 1944'te parasız yatılı okutmak üzere Köy Enstitülerinin gezici başöğretmenleri gelip bizleri okullara almasaydı… Ben… Huriye Saraç, Afyon Emirdağ'ının Aslanlı köyünden gelen köylü kızı Huriye Saraç, şimdi karşınızda olamazdım, sizlere seslenme onuruna kavuşamazdım. Atatürk'e, kör karanlıkları aşmanın umuduyla aydınlanma devrimine, akıl ve bilim çağına girme atılımlarına yazık ettiler. Bazen suçluluk duyuyorum. Yaşıma bakmaksızın her çağrıldığım yere koşmak, elimden geleni yapmak istiyorum. Biliyorum ki, eğer Atatürk'ün yolunda gitseydik, şimdi ne biz ne de kadınlarımız böyle okumasız-yazmasız, sözde eğitimli, erkek egemenliği altında ezilen bir toplum çizgisine gelmezdik."
Huriye Saraç
Bütün Türkiye'yi dolaşıyor Huriye Saraç. Üniversiteler, liseler ve ilköğretim okulları; çeşitli dernekler... peş peşe kendisini davet ediyorlar. O da ileri yaşına (78) rağmen hepsine yetişiyor. “Ben hiç yorulmuyorum” diyor.
Kitapları:
1. Kitap: Öğretmen Benisa
2. Kitap: Sevgiyle Işır Yaşamak
3. Kitap: Adanmış Aydınlık (Takım: 3 Cilt)
Not: Huriye Saraç’ın kitaplarını derneğimizden alabilirsiniz.
|
|
SAGÜSAD
Sakarya Güzel Sanatlar Derneği
|